Kundalini meditasyonu sadece bir teknik değildir, içsel uyanışa, bilincimizin derinliklerinde saklı enerji kaynaklarının keşfine giden bir yoldur. Tamamen açık olmayı, rahatlamayı ve direnmeden veya onu kontrol etmeye çalışmadan sürecin gerçekleşmesine izin verme isteğini gerektirir.
Kundalini meditasyonu yapıyorsanız, onu zorlamadan enerjinin size gelmesine izin verin.
Sarsıntı geldiğinde direnmeyin. Vücudunuzun hafifçe sallanmaya başladığını hissedin ve bu titremenin yayılmasına izin verin, onu destekleyin, ancak bunu istemli çabalarla başlatmaya çalışmayın. Bu bir çaba değil, gerçekleşen bir şeydir ve süreçten keyif almak önemlidir. Sarsılmayı kabul ettiğinizde bu sadece fiziksel bir hareket değil, içsel bir dönüşümdür, sizi eski bloklardan, içsel gerilimlerden kurtaran bir enerjidir.
Sarsıntıyı zorlamaya başlarsanız fiziksel bir egzersize dönüşür.
Yüzeysel titreşimler deneyimleyeceksiniz ama derin bir özgürleşme hissetmeyeceksiniz. Bedeniniz katı ve taş gibi kalacak ve enerji içeriye nüfuz etmeyecektir. Böyle zamanlarda, sürecin olmasına izin veren biri olmak yerine, süreci kontrol eden bir uygulayıcı haline gelirsiniz.
"Sarsılmış" dediğimde, kaya gibi varlığınızın akışkan ve hareketli olabilmesi için temellerine kadar "sarsılması" gerektiğini kastediyorum.
Bu, içsel katılık ve dirençten kurtulma sürecidir. Sert yapınız yumuşak ve esnek hale geldiğinde vücudunuz da bu hareketi takip etmeye başlayacaktır. Sarsıntı kendi kendine gerçekleşir; onu kontrol edemezsiniz, olmasına izin verirsiniz.